Feedback

Tezkire Niteliğinde Bir Şiir Mecmuası <br> A Macmua Of Poem Feature Of Periodical (Tazkirah)

Documento informativo
Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 8/1 Winter 2013, p. 411-428, ANKARA-TURKEY TEZKİRE NİTELİĞİNDE BİR ŞİİR MECMUASI* Uğur ÖZTÜRK** ÖZET Bir araya getirilmiş, toplamış manasını taşıyan mecmualar içerisinde şiir mecmuları Osmanlı edebiyatı tarihine kaynaklık etmesi açısından birincil kaynaklar arasında yer almaktadır. Şiir mecmualarına genel olarak bakıldığında bu mecmuaları belli bir harf düzenine göre yazılmış seçme şiirlerden oluşan şiir defterleri veya nazire mecmuası diye adlandırmak yerindedir. Atatürk Kitaplığı Muallim Cevdet Bölümü K.479 numarada yer alan ve yazıldığı dönemin açısından önemli olan bir şiir mecmuasının biyografik bilgileri bu makalede incelenmeye çalışılmıştır. Mecmuanın baş kısmında, orta kısımlarında ve son varaktaki eksik gazelden anlaşıldığı kadar son kısmında da kopukluklar mevcuttur. Eser kim tarafından ve ne zaman belli yazıldığı değildir. Mecmuadaki kayıtlardan 16. asrın ortalarında yani Kanûnî Sultan Süleyman devrinin son 15 yılı içerisinde hazırlandığı anlaşılmaktadır. Mecmuanın müellifi yahut mürettibi kendi döneminden önceki şairleri ve kendi döneminde şöhret bulmuş şairlerin yanı sıra dönemi içinde pek şöhret bulamamış şairleri de mecmuasına almıştır. Genellikle şiirlerden önce kısa da olsa biyografik bilgiler vermiş hatta bazen şairler hakkında bu bilgiler içerisinde değerlendirmelerde bulunmuştur. Burada mecmuanın önemi ortaya koyan hususlar, verilen biyografik bilgiler ve hiç adı tezkirelerde geçmeyen şairlerin yer almasıdır. Mecmuaya seçilen şiirler 16. asırda yazılmış tezkirelerle paralellik göstermekte ve genellikle berceste niteliği taşımaktadır. Hayâlî Bey, Bâkî, Ahmed Paşa, Necâtî Bey, Atâyî, Muhibbî, Nazmî gibi şairlerin şiirleri mecmuada ağırlıklı durumdadır. Savmî, Hazânî Bey, Halîsî Bey gibi şairler ise tezkirelerde kaydı bulunmayan şairler olarak mecmuada kaydedilmiştir. Anahtar Kelimeler: mecmuası, biyografi. Osmanlı edebiyatı tarihi, şairler, şiir A MAJMUA OF POEM FEATURE OF PERIODICAL (TAZKIRAH) ABSTRACT Connotating compiled, collected, gathered, "majmuas" among betwixt "poem majmuas" are of major sources as for being enjoyed to compose history of Ottoman literature. In general terms, it is Makalede incelediğimiz mecmuanın incelenmesi tez olarak halen devam etmektedir. Yüksek Lisans tezi çalışması olarak hazırlanmakta mecmuanın içinde geçen sadece biyografik bilgiler makaleye alınmıştır. ** Marmara Üniversitesi Eski Türk Edebiyatı Y.Lisans Öğrencisi, El-mek: ugurozturk1453@gmail.com * Uğur ÖZTÜRK 412 appropriate to classify the majmuas in recordinds of selected poems in reference to a certain alphabetical order or poem majmuas. Biographic details of a majmua which is retained in Atatürk Kitaplığı, Muallim Cevdet Section No: K.479 and distinctive for the era written in has been worken on. From the scripts in the introduction, partially in the middle and at the end of the majmua, as understood, disconnexion exists. Identity of writer and inking time are precarious. It has been infered from the scripts in the majmua that it has been written in the last 15 years of era of Suleyman The Great. Author of the majmua placed famous writers before his day and both fameless and famous during his day. In general, he presented short biographic information before poems, even sometimes made assessments about poets in this informations. What makes a majmua here is of biographic information in and poets never mentioned in tezkires. Poems chosen for majmua show parallelism with ones in 16. centuriy and have generally characteristics of "berceste" Poets like Hayali Bey, Baki, Ahmed Paşa, Necati Bey, Atayi, Muhibbi, Nazmi are predominant in these majmuas. The others like Savmi, Hazani Bey, Halisi Bey have no records in majmuas. Key Words: History of Ottoman Literature, poets, poem majmua, biography. GİRİŞ Osmanlı Edebiyatı ürünlerinden biri olan ve “antoloji” niteliği taşıyan şiir mecmuaları hakkında son dönem yayınlarında artış vardır. Neşredilmemiş divanların az olması nedeniyle şiir mecmuaları hakkında yayınlar yapılmakta ve hatta şiir mecmularından alınan şiirlerden meydana getirilen divançeler bile yayınlanmaktadır.1 Genel olarak şiir mecmualarına bakıldığında çeşitli şairler ve şiirlerini içermesi açısından edebiyat tarihi için önemlidir. Ayrıca şiirler seçilirken hangi kıstaslar göz önüne alınmış ve hangi şairlerin şiirlerinin okunmuş olabileceği gibi bilgileri de yine bu mecmualar sayesinde öğreniriz. Mecmuaları konularına göre sınıflandıran Agâh Sırrı Levend’in “antoloji” özelliğini taşıdığını söylediği şiir mecmuaları yazıldığı dönem içerisindeki edebî zevki vermesi açısından önemlidir.2 “Antoloji”lerin diğer önemli bir yanı ise o dönemden günümüze kadar popülaritesini yitirmiş şairlerin hem kendilerinin hem de şiirlerinin unutulmamasını sağlamasıdır. Seçme şiirlerden oluşan ve asırlar önce yazılmış şiir mecmualarında bazen en bilindik Şiir mecmualarındaki şiirlerden oluşturularak yapılan iki çalışma için; Ömer Zülfe, On Altıncı Yüzyıl Şairi Selîkî ve Şiirleri, Edebiyat, Ankara, 2006. Hatice Aynur, 15. yy. Şairi Çâkerî ve Divanı, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, Kasım 1999. Ayrıca mecmua yayınları hakkında biyografik bilgi için; Kamil Ali Gıynaş, “Şiir Mecmuaları Hakkında Yapılan Çalışmalar Bibliyografyası” Selçuk Üniversitesi- Edebiyat Fakültesi Dergisi, Yıl: 2011, Sayı: 25, s. 245-260. 2 Osmanlı şiiriyle ilgili Cumhuriyet döneminde oluşturulan ‘divan şiiri antolojileri’ ile önceki asırlarda yazılmış olan şiir mecmualarında edebî zevk, şairlerin seçimi ve şiirler açısından farklıklar vardır. Özellikle Cumhuriyet döneminde oluşturulan ‘divan şiiri antolojileri’nde kıstas olarak bilindik şairler ve onların en bilindik şiirleri veya berceste olmuş beyitleri ele alınmıştır. Bu durum bazı ‘divan şiiri antolojileri’nde aynı şiirin daha sonraki yıllarda bazı ‘şiir antoloji’lerince tekrarlanarak yazılmasına neden olmuştur. Bu konu hakkında geniş bilgi ve örnek olarak verilen şiirler için; Hatice Aynur, “Cumhuriyet dönemi divan şiiri antolojileri”, Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları 3, Eski Türk Edebiyatına Modern Yaklaşımlar II. (27 Nisan 2007 Bildiriler), Haz. Hatice Aynur vd., İstanbul, 2008, s. 58-109, [Şiirlerin yer aldığı EK kısmı] s. 228-295. 1 Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 8/1 Winter 2013 Tezkire Niteliğinde Bir Şiir Mecmuası 413 şairlere ve en güzel şiirlerine bazen de hiç bilinmeyen bir şaire veya onun en güzel birkaç şiirine rastlayabiliriz. Çeşitli sınıflandırılmalara bakıldığında bizim araştırmamıza konu olan mecmuayı “meraklılarca toplanmış, birer antoloji niteliğindeki seçme şiir mecmuaları”3 ifadesiyle tanımlayabiliriz. Meraklılar tarafından oluşturulan bu şiir mecmuaları bazen bizim incelememizde olduğu gibi biyografik bilgiler de içermektedir.4 Bu bilgiler şairin eğitim durumu, doğum yeri, yaşadığı yerler ve şairin dönem içerisindeki durumu gibi konular hakkında bilgi vermektedir. Mecmuanın İncelenmesi İncelenen şiir mecmuası Atatürk Kitaplığı Muallim Cevdet K. 479 numarada bulunmaktadır. 15. ve ağırlıklı olarak 16. yüzyıl şiirlerini kapsamaktadır. Mecmua, şairlerin baş harflerinin Arap alfabesindeki sıralamasıyla düzenlenmiş; elif (‫ )آ‬harfiyle başlayıp kef (‫ )ك‬harfiyle son bulmuştur. Her ne kadar mecmua alfabetik sıra dikkate alınarak yazılsa da bazen araya nazireler, kıt‘a ve müfredler yazılarak alfabetik sıralama bozulmuştur. Ayrıca her harfte şair yoktur ya da varaklarda kopukluk olmasından dolayı bazı harfler eksik durumdadır. 70 varak olan mecmuanın ilk kısmında ve son kısmında da kopukluklar vardır.5 Bu kopuklukları metnin alt kısmında yer alan reddadeden anlamaktayız. Mecmuanın sadece orta kısmına değil kâğıttan tasarruf sağlamak amacıyla yan taraflarına da şiirler yazılmıştır. Bazı sayfalarda sadece başlıklar varken, başlığın altındaki şiirler sonraki varaklar içinde yer almaktadır.6 Mecmuadaki biyografik bilgiler kırmızı; şiirler ise siyah mürekkep ile yazılmıştır. Mecmua, ‘Abdî’nin beyitiyle başlar ve Gülâbî’in gazelinin ilk iki mısrası ile son bulur. Mecmua harf sıralaması gözetilerek oluşturulduğundan bazı harflerdeki şairlerin şiirlerinin yazıldığı, bunlarınsa sonraki dönemlerde koptuğu anlaşılmaktadır. Araştırmaya konu olan mecmuanın yazıldığı tarih ve eserin müellifi hakkında herhangi bir kayıt yoktur; fakat mecmuanın içindeki örnek verilen biyografik bilgiler sayesinde eserin 15501566 yılları arasında yazıldığı tahmin edilmektedir.7 Mecmuanın baş kısmına Raif Sedad ismi kurşun kalemle yazılmış durumda olup bunun sonraki dönemde mecmuayı kurşun kalem ile numaralandıran tarafından kaydedildiği anlaşılmıştır. Agâh Sırrı Levend, Türk Edebiyatı Tarihi, C.1. Ankara, TTK, 1973, s. 166-167. Levend, tasnifini dört grupta yapmıştır. Ayrıca mecmualar hakkında geniş tasnif ve değerlendirmeler içeren en son çalışma için; Atabey Kılıç, “Mecmûa tasnifine dair”, Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları VII Mecmua: Osmanlı edebiyatının kırkambarı, Haz.: Hatice Aynur ve öte. İstanbul, TURKUAZ, 2012, s. 75-96. 4 Biyografik bilgiler içeren iki şiir mecmuası hakkında bir değerlendirme için; Ömer Zülfe, “Biyografik Bilgiler Açısından İki Nazire Mecmuası”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, C. 4, Sayı: 18, Yaz 2011, s. 151-169. 5 Aslında mecmuanın Arap rakamlarıyla rakamlandırılmasında en son varakta 127 yazmaktadır. Daha sonra da yazmanın devam ettiği Gülâbî’nin gazelinin yarım kalmasından anlaşılmaktadır. Yazmanın sayfa numaralandırması daha sonradan kurşun kalemle yapılmıştır. Eksik varakların gösterilmesinde bu kurşun kalemle yazılan sayılar göz önüne alınmıştır. Eksik varaklar: 16/b-17/a, 17/b-18/a, 34/b-35/, 41/b/42/a, 42/b-43/a, 43/b-44/a, 44/b-45a, 47/b-48/a, 62/b-63/a, 66/b67/a numaralardadır. 6 Hüsrev ü Şirin müellifi Şeyhî örneğinde olduğu gibi şair hakkındaki biyografik bilgiler 41/b’de yer alırken şiiri 48/a’da yer almaktadır. Aynı durum Sehî Bey örneğinde de vardır. Şair hakkında biyografik bilgiler 17/b’de yer alırken şiiri 35/a‘dadır. Bu durumda şiir mecmuasının ciltlenirken yanlış ciltlendiği ve sayfalarının karıştırıldığı görülmektedir. 7 Bâkî örneğinde olduğu gibi onun danişmend olarak görev yaptığı (h. 969-971) m. 1560-1562 yıllar; Mehmed Çavuşoğlu, “Bâkî”, Diyanet İslam Ansiklopedisi. (DİA), 4.C. İstanbul, 1991 s. 537-540. Bu bilgiden hareketle Bâkî hakkında mecmuada bulunan “elân danişmend olan” kaydından mecmuanın bu dönemi kapsayan yıllar içerisinde yazıldığı anlaşılmaktadır. 3 Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 8/1 Winter 2013 Uğur ÖZTÜRK 414 İncelenen şiir mecmuasından ilk olarak Sadettin Nüzhet Ergun Türk Şairleri adlı eserinde Esîrî (Bursalı) ve Esîrî (Divan kâtibi) maddelerinde bahsederek Ergun: “Kanunî’nin hükümdarlığı esnasında tertîb edilen ve az çok tezkireyi andıran mühim bir mecmua” olduğunu vurgular. 8 Ergun ayrıca mecmuanın tezkire özelliğine de dikkat çekmiştir. Daha sonraki dönemde Agâh Sırrı Levend, edebiyat tarihinde şiir mecmuasının içeriği hakkında bilgilere yer vermiştir.9 Ayrıca mecmuanın İbrahim Gülşenî’nin gazeliyle başladığını söylemiştir; fakat bu bilgi doğru değildir. źlim éģmez ĤĀñĀ gücüm yeĥmez ķy felek āen Ĥeni ud yĀ Ġdum (1/a) Yukarıdaki beyitle başlayan mecmuada hemen beyitin altındaki kısa bilginin üzerindeki Gülşenî yazısı, Levend’in yanılmasına sebep olmuştur. Mecmuadaki bilgilerin tezkirelerden incelenmesi suretiyle bu beyitin Âşık Çelebi tezkiresinde İsli ‘Abdî diye meşhur olan şair ‘Abdî’ye ait olduğu anlaşılmıştır.10 Gülşenî kaydının ise Usûlî’nin biyografik bilgisinde; [Şey Ìāģ hìm Ā ģeĥleģinüñ mĀ āūlleģinden U ūlì źfendi feģm yed. (1/a)] Başlığındaki Şeyh İbrahim’in kim olduğunu belirtmek için sonradan yazıldığı belirlenmiştir. Mecmuadaki Genel Bilgilerin İncelenmesi Araştırmamıza konu olan mecmuanın en önemli özelliği biyografik bilgiler içermesidir. Hemen hemen her şair hakkında mecmuada kısa da olsa biyografik bilgiler şairlerin şiirlerinden önce verilmiştir. Mecmuada yer alan bazı bilgilere ne biyografik bilgiler içeren şiir mecmualarında ne de tezkirelerde rastlarız. [Sâkî Beğ: Sulš n B yezŝd nĀ emŝģ-i mušģiā ĠlĀn S ŝ Beg (37/a) ve Molla ‘Aşkî (59/b) örneğinde olduğu gibi]. Mecmuadaki orijinal bilgilerden biri de Molla Aşkî hususundadır. Kendisinin II. Mehmed (Fatih) ile aynı gün doğduğu için günlük yüz akçe bağlandığı ve bunun da bazı şairler tarafından tenkit edildiğini yine mecmuadaki kayıttan anlarız.11 Sadettin Nüzhet Ergun, Türk Şairleri, 3. C. s. 1342-1343. Nüzhet Ergun, her iki Esîrî maddesinde de incelenen mecmuada bulunan şiirlere yer vermiştir. 9 Agâh Sırrı Levend, age. Verilen bilgi şöyledir:“XVI. yüzyılda tertiplenmiş olan bu mecmuada, gazeller kafiyelere göre sıralanmış değildir. Mecmua, şairlerin adlarının ilk harfleri sırasına göre tertiplenmiştir. İlk yaprak kopmuş olduğu için mecmua Şeyh İbrahim Gülşenî’nin gazeliyle başlıyor. Mecmuanın sonu da eksiktir. Son sayfada Pendname sahibi Güvâhî’nin gazeli bulunmaktadır. Mecmuanın bir özelliği, gazellerin başında şairlere değin kısa bilgilerin bulunmasıdır. Örneğin Bâkî’nin gazelinin başında şu cümle bulunmaktadır. El’an dânişmend olan İslambollı Karga-zade Bâkî Çl. fermâyed” s. 169. 10 ‘Abdî ve zikredilen şiir hakkında: Filiz Kılıç, ‘Âşık Çelebi Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, 2010, 2.C. s. 1043-1048. 11 Molla Aşkî ile ilgili kayıt şöyledir: Sulš n Me emmed ĀnlĀ āiģ gicede šĠ du lĀģındĀn öĥģü yüz Ā çĀ ‘ulūfe yeģleģ imiş. żöñül Ġl m hĀ çünkim müşĥeģŝdüģ 1. 8 2. Bu Ĥözüñ ı 1. Żi num gökleģe éģĤe yéģidüģ Āšuñ Āddüñde heģ kim göģdi dédi Ki RūmĀ gelmiş Ġl Āģe çeģŝdüģ (59/b) (MĠllĀ ‘Aş ŝ ŹivĀnıś ż/53. Ĥ. 444.) Āĥine Ġl zĀm ndĀ Żen yŝ āu āeyĥi démiş. ‘Aş ŝ yüz yeģ SĀ‘dŝ elli āu Żen yŝnüñ dĀ ı AydĀ Ġĥuz güni vĀģduģ šĠnlu u ĥŝm ģdĀ (59/b) Aşkî hakkında bu rivayet sadece incelenen mecmuada vardır. Aşkî hakkında ithamlar, bağlanan akçe ve nedenleri için; bkz. Ahmet Atilla Şentürk-Nurcan Boşdurmaz, Molla Aşkî-Divan, YKY, 2012, s. 15-18. Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 8/1 Winter 2013 Tezkire Niteliğinde Bir Şiir Mecmuası 415 Mecmuanın bir diğer özelliği genellikle bilinmeyen şairlerin şiirlerini içermesidir. Örneğin; Savmî, Tavâfî, Seci‘î gibi şairler. Mecmuada en çok şiiri bulunan şairler Hayâlî Bey ve Bâkî’dir. Bu iki şairin şiir mecmuasının yazıldığı yıllar içerisinde en meşhur şairler olmaları mecmuada daha fazla yer almalarını sağlamış olabilir. Mecmuada dönem içerisinde şiir yazıp sonraki dönemlerde unutulan şairlerin şiirleri de yer almıştır. Mecmua için seçilen şiirler genellikle şair tezkirelerinde bulunan seçme beyitler gibidir. Anlaşılan o ki bu tür şairlerin şiirleri seçilirken genellikle şairlerin bilinen şiirleri kaydedilmiştir. Şiir mecmuasının verdiği biyografik bilgilerin bazılarında yanlışlık olduğunu görmekteyiz. Örneğin; Dellak-zâde Bâkî ile Karga-zâde Bâkî karıştırılmış ikincisinin bazı şiirleri birincisine atfetmiştir.12 Bunun dışında Habsî’nin mahlasının hapse atılmadan önce Hasbî olduğu bilgisini karıştırarak önce Habsî sonra Hasbî şeklinde yazmıştır. Mecmuada, Müeyyed-zâde Abdurrahman Çelebi hakkındaki bilgide onun mahlasının Selâmî olduğu kaydı mevcuttur. Bu bilgide de yine hata vardır. Abdurrahman Çelebi’nin mahlasının 16. asır şair tezkirelerinde Hâtemî olduğu kayıtlıdır.13 Mecmua Kanûnî Sultan Süleyman döneminde yazıldığı için o dönemde yaşayan şairler için genellikle “Hudavendigar Bendelerinden” terimi kullanılmıştır. Diğer padişahların ise sadece isimleri zikredilmiştir. (Sultan Murad, Sultan Mehemmed, Sultan Bayazıd, Sultan I. Selim vs.) Mecmuadaki Bilgilerin Hazırlanışı Hakkında Mecmuanın incelenmesinde şairler alfabetik olarak dizilmiş ve sadece biyografik bilgileri verilen şairler makaleye alınmıştır. Alfabetik sıralamadaki bazı harflerin atlanılması hem mecmuanın eksik ve kopuk sayfalarından kaynaklanmaktadır hem de sadece isim olarak yazılmasından. Metinde okunamayan yerler ise yazmadaki şekli kesilerek bilgilere ekledik. Şairler Hakkında Biyografik Bilgiler [A] Genellikle şiir mecmualarında birbiriyle karıştırılan Bâkî mahlaslı bu şairlerden sultânü’ş-şu‘arâ olan Karga-zâde Bâkî’nin bazı gazelleri Dellâk-zâde diye bilinen Bâkî’ye atfedilir. İncelenen mecmuada da böyle karışıklık olmuştur. Mecmuadaki Bâkî mahlasıyla yazılan Dellâk-zâde’ye atfedilen gazellerin tümü asıl meşhur olan Karga-zâde Bâkî’nin divanında bulunmaktadır. Örneğin; hum göge āĠyĀndı göge gök āĠyĀnmĀdın YĀndum Ġ şem‘ şev ıne ġeģv ne yĀnmĀdın (Bâkî Divanı; G/397/1. s:344-345.) Beyitiyle başlayan gazel Karga-zâde’nin divanında bulunmaktadır. Oysa mecmuada bu gazel Dellâk-zâde diye kayıtlıdır. (7/b) Dellâk-zâde’nin Bâkî’nin bu mahlası kullanması hakkındaki Âşık Çelebi’nin mizahî yorumu şöyledir: “Sermenzil-i şi‘ ģ-i ş ‘iģŝden Ād-meģ Āle dūģ ve āi ‘Āĥı Ā ā-ı šĀā‘Ā Āyģ-ı meĤĥūģduģ, Āmm çün k -ı eyv nĀ ġ ye ve ş h-ı Ĥeģve Ĥ ye l zımduģ. Anuñ yĀnındĀ me kūģ ĠlmĀ ‘Āceā degüldüģ ve āiģ Ā ŝfe āile meĤšūģ ĠlmĀ ĥeģk-i edeb degüldüģ.” Filiz Kılıç, age, 1. c. s. 415-416. Mecmuada Bâkî’nin şiirleri arasında yer alan ve onun Süleymaniye medresesi müderrisliğinden azledilmesine sebep olan ‘yegdür’ redifli gazeli de mevcuttur. Beş beyit olan gazelin ilk beyiti şöyledir: Cih nun ni‘meĥinden kendü ā u d nemüz yegdüģ źlün k ş neĤinden gūşe-i vŝģ nemüz yegdür. (8/a). (İz 1999, 307) Bâkî’ye ait olduğu söylenen bu gazelin Nâmî adlı eski bir şaire ait olduğu ve Bâkî’yi çekemeyenler tarafından ona isnat edildiği söylenmektedir. Mehmed Çavuşoğlu, agm, s. 538. 13 Filiz Kılıç, age. 3. c. s. 1495-1503. 12 Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 8/1 Winter 2013 Uğur ÖZTÜRK 416 ‘Aādŝ: Beg. (58/b) ‘AdnŝŚ Sulš n Me med (57/a) n Āžģeĥleģine vežiģ-i Ā‘z m ĠlĀn meģ ūm ve mĀ fūģ MĀ mūd PĀşĀ. gehŝ: Ehl-i ‘ilm ıĤmındĀn Rūmŝleģden. (6/a) ‘Ahdŝ: Ehl-i ‘ilm Ĥilkinden Şey -z de enfocar la importancia de la producción mediática de los niños en su descubrimiento del mundo, sobre todo utilizando el periódico escolar y la imprenta. Asimismo las asociaciones de profesores trabajaron en esta línea e incluso la enseñanza católica se comprometió desde los años sesenta realizando trabajos originales en el marco de la corriente del Lenguaje Total. Páginas 43-48 45 Comunicar, 28, 2007 En el ámbito de los medios, también desde el principio del siglo XX hay ciertas corrientes de conexión. Pero es a lo largo de los años sesenta cuando se constituyeron asociaciones de periodistas apasionados por sus funciones de mediadores, que fomentaron la importancia ciudadana de los medios como algo cercano a los jóvenes, a los profesores y a las familias. Así se crearon la APIJ (Asociación de Prensa Información para la Juventud), la ARPEJ (Asociación Regional de Prensa y Enseñanza para la Juventud), el CIPE (Comité Interprofesional para la Prensa en la Escuela) o la APE (Asociación de Prensa y Enseñanza), todas ellas para la prensa escrita Estas asociaciones fueron precedidas por movimientos surgidos en mayo de 1968, como el CREPAC que, utilizando películas realizadas por periodistas conocidos, aclaraba temas que habían sido manipulados por una televisión demasiado próxima al poder político y realizaba encuentros con grupos de telespectadores. cipio del siglo XX, y nos han legado textos fundadores muy preciados, importantes trabajos de campo y muchos logros educativos y pedagógicos. La educación en medios ha tenido carácter de oficialidad de múltiples maneras, aunque nunca como una enseñanza global. Así la campaña «Operación Joven Telespectador Activo» (JTA), lanzada al final de los años setenta y financiada de manera interministerial para hacer reflexionar sobre las prácticas televisuales de los jóvenes, la creación del CLEMI (Centro de Educación y Medios de Comunicación) en el seno del Ministerio de Educación Nacional en 1983, la creación de la optativa «Cine-audiovisual» en los bachilleratos de humanidades de los institutos en 1984 (primer bachillerato en 1989) y múltiples referencias a la educación de la imagen, de la prensa, de Internet. La forma más visible y rápida de evaluar el lugar de la educación en medios es valorar el lugar que se le ha reservado en los libros de texto del sistema educa- 2. Construir la educación en los medios sin nombrarla El lugar que ocupa la edu- La denominación «educación en medios», que debería cación en los medios es muy ambiguo, aunque las cosas están cambiando recientemente. entenderse como un concepto integrador que reagrupase todos los medios presentes y futuros, es a menudo percibida En principio, en Francia, co- por los «tradicionalistas de la cultura» como una tendencia mo en muchos otros países, la educación en los medios no es hacia la masificación y la pérdida de la calidad. una disciplina escolar a tiempo completo, sino que se ha ido conformado progresivamente a través de experiencias y reflexiones teóricas que han tivo en Francia. Una inmersión sistemática nos permi- permitido implantar interesantes actividades de carác- te constatar que los textos oficiales acogen numerosos ter puntual. Se ha ganado poco a poco el reconoci- ejemplos, citas, sin delimitarla con precisión. miento de la institución educativa y la comunidad es- colar. Podemos decir que ha conquistado un «lugar», 3. ¿Por qué la escuela ha necesitado casi un siglo en el ámbito de la enseñanza transversal entre las dis- para oficilializar lo que cotidianamente se hacía en ciplinas existentes. ella? Sin embargo, la escuela no está sola en esta aspi- Primero, porque las prácticas de educación en me- ración, porque el trabajo en medios es valorado igual- dios han existido antes de ser nombradas así. Recor- mente por el Ministerio de Cultura (campañas de foto- demos que no fue hasta 1973 cuando aparece este grafía, la llamada «Operación Escuelas», presencia de término y que su definición se debe a los expertos del colegios e institutos en el cine ), así como el Minis- Consejo Internacional del Cine y de la Televisión, que terio de la Juventud y Deportes que ha emprendido en el seno de la UNESCO, definen de esta forma: numerosas iniciativas. «Por educación en medios conviene entender el estu- Así, esta presencia de la educación en los medios dio, la enseñanza, el aprendizaje de los medios moder- no ha sido oficial. ¡La educación de los medios no apa- nos de comunicación y de expresión que forman parte rece oficialmente como tal en los textos de la escuela de un dominio específico y autónomo de conocimien- francesa hasta 2006! tos en la teoría y la práctica pedagógicas, a diferencia Este hecho no nos puede dejar de sorprender ya de su utilización como auxiliar para la enseñanza y el que las experiencias se han multiplicado desde el prin- aprendizaje en otros dominios de conocimientos tales Páginas 43-48 46 Comunicar, 28, 2007 como los de matemáticas, ciencias y geografía». A pe- mente en todas las asignaturas. Incluso los nuevos cu- sar de que esta definición ha servido para otorgarle un rrículos de materias científicas en 2006 para los alum- reconocimiento real, los debates sobre lo que abarca y nos de 11 a 18 años hacen referencia a la necesidad no, no están totalmente extinguidos. de trabajar sobre la información científica y técnica y En segundo lugar, porque si bien a la escuela fran- el uso de las imágenes que nacen de ella. cesa le gusta la innovación, después duda mucho en Desde junio de 2006, aparece oficialmente el tér- reflejar y sancionar estas prácticas innovadoras en sus mino «educación en medios» al publicar el Ministerio textos oficiales. Nos encontramos con una tradición de Educación los nuevos contenidos mínimos y las sólidamente fundada sobre una transmisión de conoci- competencias que deben adquirir los jóvenes al salir mientos muy estructurados, organizados en disciplinas del sistema educativo. escolares que se dedican la mayor parte a transmitir Este documento pretende averiguar cuáles son los conocimientos teóricos. La pedagogía es a menudo se- conocimientos y las competencias indispensables que cundaria, aunque los profesores disfrutan de una ver- deben dominar para terminar con éxito su escolaridad, dadera libertad pedagógica en sus clases. El trabajo seguir su formación y construir su futuro personal y crítico sobre los medios que estaba aún en elaboración profesional. Siete competencias diferentes han sido te- necesitaba este empuje para hacerse oficial. nidas en cuenta y en cada una de ellas, el trabajo con Aunque el trabajo de educación en los medios no los medios es reconocido frecuentemente. Para citar esté reconocido como disciplina, no está ausente de un ejemplo, la competencia sobre el dominio de la len- gua francesa definen las capa- cidades para expresarse oral- La metodología elaborada en el marco de la educación en mente que pueden adquirirse con la utilización de la radio e, medios parece incluso permitir la inclinación de la sociedad incluso, se propone fomentar de la información hacia una sociedad del conocimiento, como defiende la UNESCO. En Francia, se necesitaría unir el interés por la lectura a través de la lectura de la prensa. La educación en los medios las fuerzas dispersas en función de los soportes mediáticos y orientarse más hacia la educación en medios que al dominio adquiere pleno derecho y entidad en la sección sexta titulada «competencias sociales y cívi- técnico de los aparatos. cas» que indica que «los alum- nos deberán ser capaces de juz- gar y tendrán espíritu crítico, lo que supone ser educados en los las programaciones oficiales, ya que, a lo largo de un medios y tener conciencia de su lugar y de su influencia estudio de los textos, los documentalistas del CLEMI en la sociedad». han podido señalar más de una centena de referencias a la educación de los medios en el seno de disciplinas 4. Un entorno positivo como el francés, la historia, la geografía, las lenguas, Si nos atenemos a las cifras, el panorama de la las artes plásticas : trabajos sobre las portadas de educación en medios es muy positivo. Una gran ope- prensa, reflexiones sobre temas mediáticos, análisis de ración de visibilidad como la «Semana de la prensa y publicidad, análisis de imágenes desde todos los ángu- de los medios en la escuela», coordinada por el CLE- los, reflexión sobre las noticias en los países europeos, MI, confirma año tras año, después de 17 convocato- información y opinión rias, el atractivo que ejerce sobre los profesores y los Esta presencia se constata desde la escuela mater- alumnos. Concebida como una gran operación de nal (2 a 6 años) donde, por ejemplo, se le pregunta a complementariedad source of circulating FGF-21. The lack of association between circulating and muscle-expressed FGF-21 also suggests that muscle FGF-21 primarily works in a local manner regulating glucose metabolism in the muscle and/or signals to the adipose tissue in close contact to the muscle. Our study has some limitations. The number of subjects is small and some correlations could have been significant with greater statistical power. Another aspect is that protein levels of FGF-21 were not determined in the muscles extracts, consequently we cannot be sure the increase in FGF-21 mRNA is followed by increased protein expression. In conclusion, we show that FGF-21 mRNA is increased in skeletal muscle in HIV patients and that FGF-21 mRNA in muscle correlates to whole-body (primarily reflecting muscle) insulin resistance. These findings add to the evidence that FGF-21 is a myokine and that muscle FGF-21 might primarily work in an autocrine manner. Acknowledgments We thank the subjects for their participation in this study. Ruth Rousing, Hanne Willumsen, Carsten Nielsen and Flemming Jessen are thanked for excellent technical help. The Danish HIV-Cohort is thanked for providing us HIV-related data. PLOS ONE | www.plosone.org 6 March 2013 | Volume 8 | Issue 3 | e55632 Muscle FGF-21,Insulin Resistance and Lipodystrophy Author Contributions Conceived and designed the experiments: BL BKP JG. Performed the experiments: BL TH TG CF PH. Analyzed the data: BL CF PH. Contributed reagents/materials/analysis tools: BL. Wrote the paper: BL. References 1. Kharitonenkov A, Shiyanova TL, Koester A, Ford AM, Micanovic R, et al. (2005) FGF-21 as a novel metabolic regulator. J Clin Invest 115: 1627–1635. 2. Coskun T, Bina HA, Schneider MA, Dunbar JD, Hu CC, et al. (2008) Fibroblast growth factor 21 corrects obesity in mice. Endocrinology 149: 6018– 6027. 3. Xu J, Lloyd DJ, Hale C, Stanislaus S, Chen M, et al. (2009) Fibroblast growth factor 21 reverses hepatic steatosis, increases energy expenditure, and improves insulin sensitivity in diet-induced obese mice. Diabetes 58: 250–259. 4. Inagaki T, Dutchak P, Zhao G, Ding X, Gautron L, et al. (2007) Endocrine regulation of the fasting response by PPARalpha-mediated induction of fibroblast growth factor 21. Cell Metab 5: 415–425. 5. Potthoff MJ, Inagaki T, Satapati S, Ding X, He T, et al. (2009) FGF21 induces PGC-1alpha and regulates carbohydrate and fatty acid metabolism during the adaptive starvation response. Proc Natl Acad Sci U S A 106: 10853–10858. 6. Badman MK, Pissios P, Kennedy AR, Koukos G, Flier JS, et al. (2007) Hepatic fibroblast growth factor 21 is regulated by PPARalpha and is a key mediator of hepatic lipid metabolism in ketotic states. Cell Metab 5: 426–437. 7. Zhang X, Yeung DC, Karpisek M, Stejskal D, Zhou ZG, et al. (2008) Serum FGF21 levels are increased in obesity and are independently associated with the metabolic syndrome in humans. Diabetes 57: 1246–1253. 8. Chen WW, Li L, Yang GY, Li K, Qi XY, et al. (2008) Circulating FGF-21 levels in normal subjects and in newly diagnose patients with Type 2 diabetes mellitus. Exp Clin Endocrinol Diabetes 116: 65–68. 9. Chavez AO, Molina-Carrion M, Abdul-Ghani MA, Folli F, DeFronzo RA, et al. (2009) Circulating fibroblast growth factor-21 is elevated in impaired glucose tolerance and type 2 diabetes and correlates with muscle and hepatic insulin resistance. Diabetes Care 32: 1542–1546. 10. Hojman P, Pedersen M, Nielsen AR, Krogh-Madsen R, Yfanti C, et al. (2009) Fibroblast growth factor-21 is induced in human skeletal muscles by hyperinsulinemia. Diabetes 58: 2797–2801. 11. Izumiya Y, Bina HA, Ouchi N, Akasaki Y, Kharitonenkov A, et al. (2008) FGF21 is an Akt-regulated myokine. FEBS Lett 582: 3805–3810. 12. Vienberg SG, Brons C, Nilsson E, Astrup A, Vaag A, et al. (2012) Impact of short-term high-fat feeding and insulin-stimulated FGF21 levels in subjects with low birth weight and controls. Eur J Endocrinol 167: 49–57. 13. Carr A, Samaras K, Burton S, Law M, Freund J, et al. (1998) A syndrome of peripheral lipodystrophy, hyperlipidaemia and insulin resistance in patients receiving HIV protease inhibitors. AIDS 12: F51–F58. 14. Haugaard SB, Andersen O, Dela F, Holst JJ, Storgaard H et al. (2005) Defective glucose and lipid metabolism in human immunodeficiency virus-infected patients with lipodystrophy involve liver, muscle tissue and pancreatic betacells. Eur J Endocrinol 152: 103–112. 15. Reeds DN, Yarasheski KE, Fontana L, Cade WT, Laciny E, et al. (2006) Alterations in liver, muscle, and adipose tissue insulin sensitivity in men with HIV infection and dyslipidemia. Am J Physiol Endocrinol Metab 290: E47–E53. 16. Meininger G, Hadigan C, Laposata M, Brown J, Rabe J, et al. (2002) Elevated concentrations of free fatty acids are associated with increased insulin response to standard glucose challenge in human immunodeficiency virus-infected subjects with fat redistribution. Metabolism 51: 260–266. 17. Carr A, Emery S, Law M, Puls R, Lundgren JD, et al. (2003) An objective case definition of lipodystrophy in HIV-infected adults: a case-control study. Lancet 361: 726–735. 18. Lindegaard B, Hansen T, Hvid T, van HG, Plomgaard P, et al. (2008) The effect of strength and endurance training on insulin sensitivity and fat distribution in human immunodeficiency virus-infected patients with lipodystrophy. J Clin Endocrinol Metab 93: 3860–3869. 19. Matthews DR, Hosker JP, Rudenski AS, Naylor BA, Treacher DF, et al. (1985) Homeostasis model assessment: insulin resistance and beta-cell function from fasting plasma glucose and insulin concentrations in man. Diabetologia 28: 412– 419. 20. Lindegaard B, Frosig C, Petersen AM, Plomgaard P, Ditlevsen S, et al. (2007) Inhibition of lipolysis stimulates peripheral glucose uptake but has no effect on endogenous glucose production in HIV lipodystrophy. Diabetes 56: 2070–2077. 21. DeFronzo RA, Tobin JD, Andres R (1979) Glucose clamp technique: a method for quantifying insulin secretion and resistance. Am J Physiol 237: E214–E223. 22. Plomgaard P, Bouzakri K, Krogh-Madsen R, Mittendorfer B, Zierath JR, et al. (2005) Tumor necrosis factor-alpha induces skeletal muscle insulin resistance in healthy human subjects via inhibition of Akt substrate 160 phosphorylation. Diabetes 54: 2939–2945. 23. Thomas JA, Schlender KK, Larner J (1968) A rapid filter paper assay for UDPglucose-glycogen glucosyltransferase, including an improved biosynthesis of UDP-14C-glucose. Anal Biochem 25: 486–499. 24. Haugaard SB, Andersen O, Madsbad S, Frosig C, Iversen J, et al. (2005) Skeletal Muscle Insulin Signaling Defects Downstream of Phosphatidylinositol 3-Kinase at the Level of Akt Are Associated With Impaired Nonoxidative Glucose Disposal in HIV Lipodystrophy. Diabetes 54: 3474–3483. 25. Boden G, Jadali F, White J, Liang Y, Mozzoli M, et al. (1991) Effects of fat on insulin-stimulated carbohydrate metabolism in normal men. J Clin Invest 88: 960–966. 26. Mashili FL, Austin RL, Deshmukh AS, Fritz T, Caidahl K, et al. (2011) Direct effects of FGF21 on glucose uptake in human skeletal muscle: implications for type 2 diabetes and obesity. Diabetes Metab Res Rev 27: 286–297. 27. Torriani M, Thomas BJ, Barlow RB, Librizzi J, Dolan S, et al. (2006) Increased intramyocellular lipid accumulation in HIV-infected women with fat redistribution. J Appl Physiol 100: 609–614. 28. Lee MS, Choi SE, Ha ES, An SY, Kim TH, et al. (2012) Fibroblast growth factor-21 protects human skeletal muscle myotubes from palmitate-induced insulin resistance by inhibiting stress kinase and NF-kappaB. Metabolism . 29. Tyynismaa H, Carroll CJ, Raimundo N, Ahola-Erkkila S, Wenz T, et al. (2010) Mitochondrial myopathy induces a starvation-like response. Hum Mol Genet 19: 3948–3958. 30. Maagaard A, Holberg-Petersen M, Kollberg G, Oldfors A, Sandvik L, et al. (2006) Mitochondrial (mt)DNA changes in tissue may not be reflected by depletion of mtDNA in peripheral blood mononuclear cells in HIV-infected patients. Antivir Ther 11: 601–608. 31. Payne BA, Wilson IJ, Hateley CA, Horvath R, Santibanez-Koref M, et al. (2011) Mitochondrial aging is accelerated by anti-retroviral therapy through the clonal expansion of mtDNA mutations. Nat Genet 43: 806–810. 32. Kliewer SA, Mangelsdorf DJ (2010) Fibroblast growth factor 21: from pharmacology to physiology. Am J Clin Nutr 91: 254S–257S. 33. Gallego-Escuredo JM, Domingo P, Gutierrez MD, Mateo MG, Cabeza MC, et al. (2012) Reduced Levels of Serum FGF19 and Impaired Expression of Receptors for Endocrine FGFs in Adipose Tissue From HIV-Infected Patients. J Acquir Immune Defic Syndr 61: 527–534. 34. Domingo P, Gallego-Escuredo JM, Domingo JC, Gutierrez MM, Mateo MG, et al. (2010) Serum FGF21 levels are elevated in association with lipodystrophy, insulin resistance and biomarkers of liver injury in HIV-1-infected patients. AIDS 24: 2629–2637. PLOS ONE | www.plosone.org 7 March 2013 | Volume 8 | Issue 3 | e55632
Tezkire Niteliğinde Bir Şiir Mecmuası <br> A Macmua Of Poem Feature Of Periodical (Tazkirah)
RECENT ACTIVITIES
Autor
Documento similar
Tags
History Of Ottoman Literature

Poets

Poem Majmua

Biography Br Osmanlı Edebiyatı Tarihi

Şairler

Şiir Mecmuası

Biyografi

Tezkire Niteliğinde Bir Şiir Mecmuası <br> A Macmua Of Poem Feature Of Periodical (Tazkirah)

Livre